ORTA ASYA'DA BİNLERCE KİLOMETRELİK UMRE GELENEĞİ

 XVI. yüzyılda Orta Asya'daki hanlıkların hacı adayları genellikle Buhara ve Semerkant'tan yola Çıkıp Hazar denizi kıyılarına gelirler, Astarhan’da mola verdikten sonra Kırım topraklarında ilerleyerek Karadeniz'in kuzeyindeki Kefe ve Özi gibi Osmanlı limanlarından deniz yoluyla İstanbul’a geçer ve Şam'a gidecek hac kafilesine katılırlardı. 
02.11.2015
 HAC YOLLARI
 
XVI. yüzyılda Orta Asya'daki hacı adayları Buhara ve Semerkant'tan yola Çıkıp Hazar denizine kıyılarına gelirler, Astarhan’da mola verdikten sonra Kırım topraklarında ilerleyerek deniz yoluyla Hilafet Merkezi İstanbul’a geçer ve Şam'a gidecek hac kafilesine katılırlardı.
 
XVI. yüzyılda Orta Asya'daki hanlıkların hacı adayları genellikle Buhara ve Semerkant'tan yola Çıkıp Hazar denizi kıyılarına gelirler, Astarhan’da mola verdikten sonra Kırım topraklarında ilerleyerek Karadeniz'in kuzeyindeki Kefe ve Özi gibi Osmanlı limanlarından deniz yoluyla İstanbul’a geçer ve Şam'a gidecek hac kafilesine katılırlardı. Astarhan 1557'de Rus Çarı IV. Ivan tarafından zapt edilip Türkistan Anadolu yolu kesilince hacı adayları zor durumda kalmışlardı.
Bunun üzerine bütün Müslümanların hamisi sıfatıyla dönemin Osmanlı Padişahı II. Selim, Hive hanının da teklifiyle buraya bir sefer düzenlemişti. Don ve Volga nehirlerini de birleştirerek hac ve ticaret yollarının geliştirilmesi ve güvenli hale getirilmesini amaçlayan bu seferde Astrahan kurtarılamamıştı. Orta Asyalı hacı adayları arasında çok sayıda dervişler Ahmed Yesevi’nin ve Hz. Ömer'in soyundan geldiklerine inanılan kişiler de bulunur, büyük ilgi ve saygı görürlerdi. 
 
Orta Asyalı hacılar, Mekke'ye giden en kısa yolun kapatılması sebebiyle tehlikeli yerlerden geçmek zorunda kaldıkları kuzey güzergâhını kullanıyorlardı. Bu yüzden Orta Asya'dan hacca gitmeyi genellikle çok dindar kişiler ve dervişler göze alabiliyorlar, Osmanlılar da bunları İranlılara karşı Sünniliğin kahramanları olarak görüyorlardı.